20 Temmuz 2014 Pazar

Ege’nin Evlat Edinme Hikayesi — 7. Bölüm

Herkese Merhaba,


Uzun zamandır aklımda olan konuyu açıyorum. ¨Koruyucu aile olalım¨.
Yıllardır çocuk hasreti ile kavruluyoruz ve bu ateş giderek bizi yakmakta. Sancılar içinde debelenirken istediğimiz tedaviyi deneyelim zaten olmayacak. Artık kabul edelim ve yolumuzu çizelim. Bir gün hamile kalırsam da hoş gelir ama bunun için daha fazla maddi harcama yapmayalım kendimizi de üzmeyelim diyorum. Yenilenme zamanı. Üzüntü kozasından kurtulup yeniden kanatları takıp uçma zamanı. Tedaviyi reddedip artık kendi içimde hayatımı farklı yönlendirmeye karar verdiğim günlerden hatıra bir dövmem var vücudumda... yeni doğmuş bir kelebek. Rengarenk hareli. 

Uzun gel-gitler den konuşmalardan sonra pazartesi sosyal hizmetlere gitmeye karar veriyoruz. Gidip konuşacağız ve gerekli bilgileri onlardan alacağız. 18.11.2013 Pazartesi öğleden sonra sosyal hizmetlerin kapısındayız. Bir gerginlik tedirginlik ikimizde birbirimize belli etmemeye çalışıyoruz ama anlıyoruz hallerimizden. Görevliden bilgi alıp buluyoruz koruyucu aile birimini. Bizi çok tatlı sosyal hizmetler görevlisi bir hanım karşılıyor. Anlatıyoruz, o sorular soruyor bilgi veriyor, biz sorularımızı soruyoruz. Öğreniyoruz ki koruyucu aile olursak bebeğimiz elimizden alınabilir çünkü bizim velayetimize geçmiyor, prosedürler bizim düşündüğümüzden farklı, ikimizin de kabul edebileceği bir şey değil… Görevli hanım bize ¨Siz evlat edinmeye uygun bir ailesiniz, bence evlat edinme birimi ile de görüşün onlardan da bilgi alın¨ diyor. Peki, diyoruz madem bir adım attık yürümeye devam etmeliyiz. 

Evlat edinme birimine giriyoruz. Bu görüşme epey bir sıkıntılı  geçiyor. Sonrasında şikayetçi olacağımız bir görüşmeye dönüşüyor ama yeniden hatırlamaya gerek yok. Bu karar verme döneminde 3 kere daha kuruma gittik konuştuk, fikirler aldık, bebeğimiz ve bizim için en doğru olan neyse onu yapmak istedik. O kapıdan geçebilmek hayatımda verdiğin en zor kararlardan biri. Bir dönüm noktası. Bizim için evlat edinmeye karar vermek kesinlikle bir pes etme değildi, son seçenek: ee madem bunu yapalım da değildi. Yüreğimizde hissettik ve başvuru yaptığımız andan itibaren her dakikasında mutlu olduk, heyecanlandık, doğum sancılarımızı bekler gibi bekledik. Her düştüğümde yüreğim kanamıyor artık. Ruhum da tazelendi.

Hazırlamamız gereken bir dizi evrak var onları hazırladık, referanslarımızı belirledik, hastaneden raporlarımızı aldık.  Bu süreçte insanın yanında dostlarının olduğunu hissetmesi çok güzel. Bizi hiç tanımayan insanların bile omzuma koyduğu destek eli, bir gülümsemesi anlatılamaz. En sonunda 13.12.2013 tarihinde evlat edinme birimine resmi başvurumuzu yaptık. Kurumun sizden istediği kriterler olduğu gibi sizinde belirleyebildiğiniz kriterler var ancak bizim hiçbir kriterimiz olmadı çünkü kendimde hiçbir zaman bu hakkı görmedim. Biz gerçekten anne baba olmak istediğimiz için ordaydık ve bunca tedavi arasında hamile kalsaydım bir kriter koyamayacakken böyle bir kibri kendime yakıştıramadım. Normalde insanlar hamileliklerini öğrenince gidip bir patik, bir badi falan alırlar. Bizim bebeğimiz için aldığımız ilk şey yoğurt makinesiydi:) Sevgilim sağ olsun. Mutfakta olmayı bu kadar çok seven bir baba adayı olunca (hiç de fena bir durum değil hani)… Dosyamız onaylandı çok şükür, sıramızın gelmesini beklemek dışında bir sıkıntımız yok. Aslında bu hikaye de erken doğum tercih sebebimizdi.

Arkadaş toplantılarında anlatacağım bir doğum hikayem ve aşerme hikayem yok benim. Göğüslerimden sütler de fışkırmıyor yavrumu beslemek için. Benim bebeğimi bekleme sürecim de farklı, her ay gidip ultrasondan görmüyorum ya da karnımda oynadığını tekmeler attığını hissetmiyorum. Ben onu yüreğimde hissediyorum, yüreğimde büyütüyorum. İlk karşılaşmamız da  bir doğumhanede olmayacak, bakıcı annenin kollarında göreceğim ilk kez. Bir telefon bekliyorum yüreğim ağzımda, gelebilirsiniz artık diye. Nefesim kesiliyor.  Eğer yüreğinde o sevgiyi taşıyorsa hiç tanımadığı birini sevebiliyormuş, onun için hayaller kurabiliyormuş, özlemle bekleyebiliyormuş insan.

Bir oğul var adını Deniz koyduğum... Kaderimizin birlikte yazıldığı bir oğul. Odasının duvarlarında martıların uçtuğu... Bir oğul var yüzünü rüyalarımda gördüğüm, yosun kokusunu burnumda hissettiğim. Anneannesinin ördüğü battaniyelerle ısınacak, sevgi arsızı olacak bir oğul.
Bugün sen çok gençsin yavrumHayat ümit neşe doluMutlu günler vaad ediyorSana yıllar ömür boyuNe yalnızlık ne de yalan üzmesin seniDoğarken ağladı insan bu son olsun bu son
Haftaya görüşmek üzere,

Ege 



17 Temmuz 2014 Perşembe

Emel'in Tüp Bebek Yapım Günlüğü — 4. Bölüm

Herkese selamlar, 

Geçen hafta kaldığımız yerden devam edelim ve gelelim 3.tedaviye, artık hikayede günü yakalamaya az kaldı bu arada... 

28 Haziran Cumartesi günü OPU daydım yine, aradıysanız ulaşamamışsınızdır :) Bu sefer de geçen tedavideki gibi 6 folikül vardı. Artık üstün deneyimlerimize göre, 2 tanesinin boyutu küçük olduğundan (10mm) işleme alınamayacağını biliyorduk. Bir tanesi ise almış başını gidiyordu (22mm), en büyük ben olacağım arkadaş havalarında diğerlerine fırsat vermiyordu. Çok şükür ki çatlamadı son güne kadar ve onu da kurtardık. Toplanan 4 olgun folikülden 3 ü döllendi ve hooop buzdolabına :) Doktorum tedavilere ilk başladığımız günden beri, tıkanmadığımız sürece ekstra bir tahlil ve tetkik istememiştir. Hatta hastanede pahalı olan kan testlerini Kızılay’ da yaptırıp getirmemizi tavsiye etmiştir. Ancak tedavi süreçlerini takip ettiğim çoğu kişide ilk rahim filmi (hsg) istenirken bende tedavi başlangıcında (belki de bir spontan gebelik olduğundan) buna gerek görmemişti. İlk başarısız deneme sonrası rahim filmi çekmişti. Ki haklı çıkmıştı, tüplerde bir yapışıklık veya tıkanıklık söz konusu değildi. O günün görüşme randevusunda bugünün sorusunu sorup bir sonraki aşamanın historeskopi olduğunu ama şimdilik rahim içinin bu kadar kurcalanmasının faydalı olmayacağını öğrenmiştim. 

Üçüncü tedavinin OPU öncesi son muayenesinde ise doktorumuzdan beklediğimiz tetkiki duyduk. Dosyamı inceledi ve histereskopi istediğini söyledi. İnfertiliteye neden olan kesin teşhis konulmuş olmasa da rahim zarı inceliği şimdilik ilk problemim. Doktorumun düşüncesine göre; doğuştan zaten çok kalın olmayan bir yapıya sahip olan rahim zarım, ilk hamileliğimde yapılan kürtaj sonrasında iyice incelmişti. Onun anlattığına göre çok narin çalışılsa bile, kaldırılan mikron seviyesindeki yapı neticesinde orada bulunan kök hücreler zedelenebiliyormuş. Doğal olarak doğal yapısı bozulup bir daha eski kalınlığına ulaşamayabiliyormuş. Bkz. Şekil A! Öncesinde de kalın olmayan bir rahim zarım olduğunu düşünüyorlar. Bilebilir miyiz? Hayır. Şimdi sakın zannetmeyin ki kürtajı başka bir yerde veya kötü bir hastanede yaptırdım. 

Çalıştığım grubun kendi özel hastanesi var. Türkiye’nin sayılı özel hastaneleri arasında ve bize çalışan indirimi olduğu için tüm hastalıklarımızda burayı tercih ederiz. Hamile olduğumu öğrendiğim zaman yine bu hastane bünyesinde daha önceden de gittiğim kadın doğum uzmanımın kapısını çalmıştım. 3. muayenemde gebeliğin sonlandırılması gerektiğini söyleyince tabii hemen tamam dememiştik. Önce hocası olan yüksek riskli gebelik uzmanı (perinatolog) doktor arkadaşına yönlendirildik. O da aynı şeyi söyledi. Akabinde başka bir doktor gelip yine ultrasonla baktı. Netice değişmedi. Ben ısrarla kendi düşsün, kürtaj olmam desemde (içime doğmuş demek) üçününde ortak görüşü şuydu; eğer beklersek rahim içi kanamam fazlaydı ve rahimi kurtaramayıp ileride çocuğum olmama (!) riski vardı. Üç profesörden daha mı iyi bileceğiz dedik ve yattık o masaya. Bugün gelinen noktada yine aynı hastanede diğer meslektaşının (o da profesör) yapmış olduğu bir operasyon sonucunda böyle olabileceğini öğrendim. Doktorum açıkça ifade etti: “Biz çok hassas çalışsak dahi bazen kaldırdığımız yüzey bir tık fazla olabiliyor. Bazen de bünye böyle tepki veriyor inceltiyor.” Alın size nur topu gibi bir IVF bilinmezi daha...

OPU öncesi son randevuda bunu öğrenmiş olmam moralimi bozdu tabii ancak hastaneden çıktıktan sonra eşimle çeşitli senaryolar yazdık. Eğer kendi seçimimle doğal yolla düşmesini bekleseydim daha iyi olacağının garantisi var mıydı? Yoktu. Başka bir hastane olsaydı sonuç farklı mı olacaktı? Seçimlerimizin getirdiklerini yaşıyoruz, bilemeyiz. Baktık oraya takılmak, geriye sarmak bize iyi gelmiyor, bu tespiti burada bırakalım dedik. Doktor hatası mı, doğuştan imalat hatası mı bilemiyoruz tabii ama böyle de bir problemim var. Nokta. 

Muhtemelen bu hafta regli olup, haftaya historeskopideyim. Yine arasanız ulaşamayacaksınız :) İnternete çok fazla girip canımı sıkmak istemediğim için (kötü yorumlar da olabiliyor) çok araştırmadım ama genel ansiklopedik bilgilere göre bu aynı zamanda bir ameliyatmış. İçeriye girildikten sonra ince bir hassasiyetle rahim yapısı kontrol ediliyormuş ve karşılaşılan bir problem olduğu zaman (miyom, yapışıklık..vs.) anında müdahale şansı varmış. Gel gör ki adı gibi fiyatı da janjanlı... Fiyatı duyunca doktorun ilk seferde neden historeskopi istemediğini anlamış olduk :) 

Allah’ a şükür normal yaşantımızda maddi anlamda sıkıntımız olmayacak iyi işlerde çalışıyoruz. Ama tedavi başladığından beri eve giren maaşların 3 katı kartlardan çıkar oldu. Bir şekilde bugüne kadar düşe kalka geldik. Alışık olduğumuz ve hizmetinden memnun kaldığımız için tüp bebek tedavisinde de bu hastane ilk tercihimizdi ancak fiyatı duyunca acaba yaptırmasak mı demeden edemedim. Tüp bebek tedavilerinde işin duygusal boyutundan çok maddi boyutu da aileleri sarsıyor. Bizim için bu ay kredi kartları eksi bakiyelere düşse, gırtlağa kadar borca girsekte, annem sağolsun hac için biriktirdiği parayla (!) imdadımıza yetişti. Kartları sıfırladık, historeskopi için limit sağladık. Benim gibi devlet hastanesine gidecek esneklikte bir işi olmayan (özel sektör gözün kör olsun!) ve özel merkezlerde bu işlemleri yaptırmak zorunda kalan tüm derttaşlarıma Allah kolaylıklar versin diyorum. 


Ama şimdilik en stresli olacağım gün historeskopi olacağım değil, embriyoların çözdürüleceği gün bence. Bu sefer 5. gün transferi istediği için doktorumuz 2.günde dondurulan kardeş embriyolar 5. güne kadar gelişebilecekler mi? İlk seferde 3.gün transferi sonrasında geriye kalan 2 adet embriyo için 5.günü bekleyelim öyle donduralım demişlerdi ama maalesef bu senaryo gerçeklememişti. Embriyoların 4.gün gelişimleri durmuştu. Biliyorum önce historeskopinin iyi geçmesi için dua etmek gerek. Sonrasında düğün telaşımız var, kuzenim evleniyor onlar mutlu mesut olsun diye dua etmem gerek. Düğünden dolayı (şehirlerarası gidip geleceğiz) bu ay transferi erteleme durumumuz var aynı zamanlara gelmese diye dua etmem gerek. Ondan sonra çözülenler gelişimine devam etsin seviyesine gelebileceğiz inşallah. 

Off yazarken yoruldum. Siz de bana dua edin. Şansım bu sefer beni şaşırtsın ;) Not: Bu kadar yoğun gündemin arasında bir de düğünde ne giyeceğim telaşına düştüm ya ben! Bu ilaçlar +5kilo yaptı eskilerin içine giremiyorum diyeceğim ama bende “pisboğaz”lık yapıp, ilaçları bahane etmiş ve yemiş olabilirim tam emin değilim :) 

Not Not: Ben bu satırları yazarken yan masada yine tam gaz bebek muhabbeti.. Birlerdi iki oldular.. Sabır sabır... 

5. bölümde görüşmek üzere, 

Sevgiler, 

Emel.

16 Temmuz 2014 Çarşamba

Naz Kız'ın Hamilelik Günlüğü — 29. Hafta

Bir Tosuncuk Geliyor... 

Aman Allahım! Bir tosuncuk anasıyım galiba ☺. Bu hafta 29. Hafta kontrolümüz vardı. Size daha önce oğlumuzun 1,5 hafta önden önden geliştiğini söylemiştim. Dün de 31 haftalık çıktı. Gittikçe fark atıyor. Kafası, karnı maşallah kocaman; suratı tam bir tosuncuk. Doktorum oldukça şaşırdı; ben de açıkcası endişelendim. Sağlıksız bir durum değilmiş, sadece doğumda biraz zorluk yaratabilirmiş. Muhtemel 4 kilo üzeri doğmasını bekliyor, çünkü şu an tam 1,5 kilo ☺. Ama bu büyüklüğe plasenta maalesef hala aynı yerde; yukarı çıkmamış; ama daha vakit varmış. Bu arada pozisyonu da kafa aşağı, hafif çapraz idi. Ben yine hafiften panikledim; doktorum anladı; merak etme kanalda değil dedi. Çok şükür... Bu arada iki gündür kasıklarımda acayip hareket hissediyorum; meğer ellerini kasıklarıma sıkıştırmış; onların hareketini hissediyormuşum. Töbe töbe yahu... İçimde başka bir kalp, ruh olması fikri bile beni şaşırtırken, bir de kıçını başını sokuşturduğu yerler hepten aklımı alıyor. 

Bebeğin büyüklüğü konusu kafamı kurcaladı. “Şekeri kaçırıyor olabilir misin?” dedi. Bu sorudan önce eşim komiklik olsun diye (veya çenesi düştüğünden ☺) bu aralar çok yediğimi söylediği için doktoruma, o da haliyle yediğimi, içtiğimi sorgular oldu; oysa bu ay sadece 1 KİLO aldım ☺. Ben bunun havasını atacağım derken, bir de hesap vermeye başladım. Gerçi son zamanlarda sinir sistemim öyle dengesiz ki azıcık saçmalıyor olabilirim ama gerçekten oturup 1 porsiyon tatlı bile yemedim. Hep az az, tırtıklama suretiyle takıldım. Ya da bana öyle geliyor ☺ Eşim doktora “hamile yalancılığı” var mı diye sordu ☺. Bu yeme içme konusunda azıcık karıştırıyor olabilirim... Ama zaten yesem kilo alırdım değil mi? (Kendini haklı çıkarmaya çalışan hamile ☺).  Bu irilik genetik de olabilirmiş tabi; fazla uzatmadan, konuyu burada kapattık. 

Çarpıntımdan bahsettim; kansızlık yapabilir dedi; kanımı aldı. Bu hafta sonucu bildirecek. Toplam kilom 75.6. yani ilk günden itibaren 11 kio aldım. Bence fena değil ☺ kalan zamanda da dikkat edersem, üstesinden gelebilirm sanırım. Bir dahaki görüşmemiz 3 hafta sonra, 32. Haftaya denk gelen zamanda. Çalışmak istediğimi belirttim; tamam dedi. Muayene sonrası herşey yolundaysa, raporu ona göre verecek. Hastaneyi de ayarladık. Dün bir telefon görüşmesi yaptım. Oda+ doğum+ bebek bakımı vb konularda bazı taleplerim olacak. Umarım uygularlar. Mesela doğum sırasında doğumhanede müzik çalmasını çok istiyorum. Kuzenim de orada doğum yaptı ve müzik yoktu. Bu konu benim için çok önemli; aynı şekilde odamızda da hep istediğimiz müzikler çalsın istiyorum. Sezeryan olacaksam, narkoz alma kararı aldım. Epidural riskli geliyor; ben baygın olsam bile bebeğimi hemen göğsüme vermelerini tembih etmem gerek. Galiba eşleri bebek doğunca içeri alıyorlarmış; ben hep yanımda olsun istiyorum. İşim gereği detaycı olduğumdan, bunları son güne bırakmadan ve kafamdan da atmak için sorup, halletmek istiyordum ama galiba benden başka kimse bu kafalarda değil ve ne desem “daha erken” cevabı aldığımdan, doğuma gidince halledeceğiz. Ama hastanenin hallolması da bir tik benim kafada ☺ Şimdi siz yine kafamın çok karıştığını, çok didiklediğimi düşüneceksiniz ama aslında öyle değil. Zihnim bulanmadan, kaygı halleri sarıp, sarmalamadan bu keyifli işleri keyifle halletmek derdindeyim. Sonra büyüyen karın, sıcak hava ile “offlaya pofflya” yapmak istemiyorum. Malumunuz mızmız ve huysuzuz... 

Şaka bir yana karnım çok büyüdü; baksanıza; Geçen gün 29. Haftasında olan bazı hamiledaşların hastane çantasını hazır ettiğini okudum facebook grubunda. Açıkcası azıcık şaşırdım; ben daha 1 adet hastane çıkışı aldım ki o da küçük kalacak galiba. Liste çok uzun değil ama o kafaya henüz girmemiştim ki bir arkadaşım, daha büyüdüğümde bu işleri şimdiye göre daha zorlanarak yapabilirsin diyerekten, beni endişe ağına aldı. Ben de taktım kayınvalidemi koluma ufak bir alışveriş turuna çıktık. Tabii ben o kadar cahil; kayınvalidem o kadar sakin ve detaycı ki; iyi ki benimle gelmiş. Yoksa elime attığım herşeyi alacaktım. Mesela bir mağazada hamile yastığı vardı; bayağı kullanışlı gözüküyordu ama açıkcası saçma bir rakamdı ama ben almaya razıydım; hatta eşim “uykularından önemli mi alsaydın” dedi ama süper kayınvalidem yastIğı iyice inceledi ve bugün kendi yastıkcısında yaptıracakmış. Bebeğin büyük olacağı fikri ile hastane çıkışı değil, 0-3 ay body.ler alalım dedi. Mesela 2 gün sonra %30 indirim başlıyormuş. Ben olsun birdaha gelemem alalım kafasındaydım ama o ben gelirim, sen beğendiklerini göster suretiyle tutumlu babaanne ödülünü kazandı. 

Ben ve eşim çok savurganız; böyle bir tutuculuk lazımdı bize; şikayetçi değilim, sağolsun, varolsun. 2 saatte genel listeyi tamamlamış olduk; ama o kadar yorulmuşum ki, ayaklarım patates gibi olmuştu. Bir yandan kayınvalidem, bir yandan görümcem sağolsunlar ilgi alakada her zaman ailemden kat ve kat daha duyarlı olarak, ayaklarımı ovmaya kadar beni mest ettiler. Gerçekten ne ablam, ne kuzenlerim, ne başkası bizim ailede böyle iletişimler yoktur. Eşimin ailesi ise rahat ve duyarlıdır. Bunu hamilelik sürecimde çok daha fazla gördüm. İyi ki varlar... Kayınvalidem hala kocama nazlanmıyorum diye bana kızıyor ☺. Sonra da oğluna beni şımartmadığı için kızıyor; hahahaha ikimiz de beceremiyoruz ama... Çarpıntımın ve halsizliğimin artması dışında bir sıkıntı yok çok şükür ama halsizliğimin erken başladığını söyleyenler var. Çivi çiviyi söker mottosundan koltuğa çok uzanmamaya, çok oturmamaya çalışıyorum. Çünkü içimdeki tembel bir uyanırsa, bir daha totomu koltuktan kaldıramam. Ayrıca son güne kadar hareketli olmayı tercih ediyorum. Karnımın büyüklüğü biraz soru işareti yaratsa da bugüne kadar benimle süper işbirliği yapan oğlumun beni yarıyolda bırakmayacağını umuyorum. Şu aralar tek hayalim bolca tuzlu suda yüzmek ve kuma yatmak. 

Sevgiyle Kalın, 

Nazlı

15 Temmuz 2014 Salı

Ayça'nın Doğal Doğum Hikayesi

Sevgili BYBO Ailesi, 

Eren Kaya, yok mu normal doğum hikayesi dedi ben de yazdım!

Hamileliğim boyunca normal doğum yapmak istedim. Çevremdekilere de hep söylerdim. Onlar da yüzüme karşı bir şey demezlerdi ama arkamdan eminim asla başaramaz diyorlardı. Çünkü bendenizin canı pek tatlıdır. Adet sancısına bile dayanamam. 

Dokuz aylık serüvenin sonunda 26 Ağustos'u 27 Ağustos'a bağlayan sıcaaakk bir gecede saat 4:00 sularında yine ben bunalmış bir vaziyette uyandım ve salona geçtim. O güne kadar en bir sancı ne başka bir şey. Bu arada 39. haftamdayım... Akşam sabah bekleniyor yani hanımefendi. İlk önce karnım ağrıdı. Tuvalete gittim. Sonra tekrar salona geçip uzandım. Fakat o sırada bir sancı girdi. Adet sancısı gibi... Önemsemedim tabii. Ama 10 dk. sonra tekrar geldi aynı sancı. Böyle 1 saat devam etti. Ben tekrar tuvalete gittim. Nişanım gelmişti. 

Hemen eşimi uyandırdım, "Bebek geliyoooorrr!!". O pek sallamadı tabii. Sanıyor ki ben avaz avaz bağıracağım falan... Neyse artık sancılar 5 dakikada bir gelmeye başladı. Nihayet kocacığım uyandı ve annemi aradı gelmesi için. Bu arada doktorumun hemşiresi benim çok yakın bir arkadaşımın annesi. Saat 6:30'da onu aradım ve sancıların süresini sordu. Ilık banyo yapıp sancılar 3 dakikada bire inince hastaneye gitmemi söyledi. Sancılar sıklaştı, sabahın köründe kuzen uyandırıldı ve ben, eşim, annem ve iki kuzenim yola koyulduk. 

Sancı geldikçe ben çığlık atmamak için zor tutuyorum kendimi. Bir de hep şunu düşündüm. Doğarken anneler kadar bebekler de sancı çekermiş ne kadar doğru bilmiyorum. Onu düşündükçe geliyordu bana bir ağlama krizi! Zor tutuyordum kendimi. Hastaneye vardık. Doktor hemen muayene etti ve 9 cm açıklık olduğunu söyledi! Ben epidural hayalleri kurarken doktorum "Ne epidurali doğum başlamış" dedi ve ben de içimden kallavi bir küfür salladım tabii. 

Sonra doğum odasına geçtik. Hamileyken hayalim eşimin de doğuma girmesi idi ama o hep redderdi. Ben sancı çekerken bir de baktım eşim elinde fotoğraf makinesi içeri girdi. Fakat bu sefer de ben onu istemedim. Çünkü sese tahammülüm yoktu. Ebe hemşire kontrol etti. Bebeğin başı gözüküyor saçlı bir kız olacak! Sonra kendi doktorum ve bebeğimin doktoru koşarak geldiler. Doktorum iki kere ıkın çıkcak derin nefeeesss haydi bakalım dedi ve gerçekten de iki, bilemediniz üç ıkınmayla bebeğim dünyaya geldi. Hemen yanağıma kondu ve ilk öpücüğümü aldı. İşte bu kadar!

Bu kadar kolay olacağını ben de tahmin etmiyordum. Ama sanırım hamileliğimde az kilo almam ve son bir ay köpeğimi sabahları gezdirmem de bu güzel doğumda çok etkili oldu. Umarım herkesin böyle güzel, sorunsuz ve mutlu birer doğum hikayesi olur.

Sevgiler,

Ayça

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım