19 Ocak 2017 Perşembe

Sağlıklı Saçlar

Saç (ve kaş) dökülmesinin pek çok sebebi vardır. Doğumdan sonraki saç dökülmesi son derece normaldir. Gebelik sırasında doğal olarak dökülmesi gerekenlerin sabitlendiği ve vücutta gerekli gereksiz bütün tüylerin hormonların da desteği ile yerleşik hayata geçtiği düşünülürse, doğumdan hemen sonra size veda etmeleri sürpriz olmamalı. Doğum sonrası sayılmazsa saç dökülmesinin nedenleri şunlar olabilir:

- Yoğun stres
- Düzenli saç boyamak
- Doğum kontrol hapları
- Kortizon
- Antidepresanlar
- Kemoterapi
- Düzensiz ve sağlıksız beslenmek
- Sigara
- Hormonal bozukluklar
- Düzensiz ve yetersiz uyku
- Yaş

(Yaş hariç) bütün faktörler kontrol altına alındığında hala saçlarınız normalden fazla dökülüyorsa şu karışımı deneyebilirsiniz:
20 ml zizyohus jujuba - hünnap (jojoba değil)
20 ml hindistancevizi yağı
20 ml hintyağı
3 damla nane yağı
5 damla lavanta yağı
5 damla biberiye yağı
4 damla kekik yağı
5 damla kabak çekirdeği yağı 
Bütün bunları ölçülere sadık kalarak karıştırın. Saç diplerinize masaj yaparak sürün ve 30 dakika bekletin, yıkayın. İlk ay 3 günde bir, sonrasında haftada bir kullanmaya devam edin. Birkaç ay içerisinde farkı göreceksiniz. 

Yaşam stilinizi değiştirmediğiniz ve sağlıklı beslenmediğiniz müddetçe saçlarınızın da sağlıklı olması mümkün değildir, bunu akılda tutmakta yarar var. Çok sık şampuan kullanmak ve fön çekmek de saçlara zarar verir. İdeali haftada en fazla 2 kere yıkamak, fönü de özel günler için saklamaktır.

Aynı karışımı kaşlarınızda da deneyebilirsiniz. Herhangi bir yağa alerjik tepki vermediğinize emin olmak için cildinizde deneyin, sonra uygulayın.

Bol şans!

Eren Kaya




15 Ocak 2017 Pazar

Ezgi'nin Hamilelik Günlüğü - 16. Hafta

Merhaba BYBO,

İyi yıllar dileğimizin bir saatten az sürdüğü yeni yıldan sevgiler! Bu hafta benim için bol ders çalışmalı bir hafta oluyor. Cumartesi günü finaller var ve baştaki sıkıntılı süreçlerden dolayı dersleri biraz aksattığım bir gerçek. Ama kısa sürede eski formuma dö-ndüm sayılır. Temmuz sonunda bugüne kadar girdiğim en zor sınav serisine gireceğimi düşünürsek moda girmekten de başka çarem yok sanırım. Zaten şöyle bir bakarsak, 30 yaşımı bitirmeme bir kaç ay kaldı ve ben, 6 yaşında başladığım okul hayatından beri aralıksız okuyorum. Bunaldığım anların olduğunu düşünsem de iş hayatı mı ders çalışmak mı; kesinlikle ders çalışmak! İş hayatını sevemedim, sevmiyorum belki de yaptığım işi hiç sevmememle alakalı. Mükemmel si-stemimiz, her anlamda akademik kariyer için uygun bir aday olmama rağmen yeterli torpilim olmadığı için beni asistanlıktan dolayısı ile mesleki anlamda sevdiğim tek alandan kopardı. Böylece, ‘merhaba özel sektör’ demiş oldum. Pek çoklarımız gibi… 

Bu konuyu bir kenara bırakırsak (çok dertli olduğum bir konu olduğu için sık sık dile getireceğim) bu hafta diğer gündemim kilo! İlginç bir vücut yapısına sahip olduğum doğru.14-15 yaşına kadar nor-mal bir genç kız iken, bir senede vücudum benimle alay edercesine sadece basen ve popomu büyüttü. Öyle ki, üniversite başında üstüme x-small ya da small kıyafetler alırken, altıma x-large hatta xx-large alır duruma geldim. Aralıksız diyetisyenlere gitmem, kendi çapımda spor yapmam hiç bir sonuç vermedi. Halbuki uzun yıllar mide rahatsızlığı çektiğim için aşırı düzenli ve sağlıklı beslenen biriydim; kızartma, hamurişi, fast-food hepsinden uzakta yaşadım. En büyük avantajım ise tatlı ve çikolatayı çocukluktan beri hiç sevmemem olmuştu. Buna rağmen kilolu olmasam da (ideal kilomda ya da 3 4 kg fazlasında oldum) dengesiz ve en önemlisi sağlıksız gözüken bir vücudum oldu. 

Derken iki sene önce benim için büyük işlere imza atan beslenme uzmanı ile tanıştım. Kendisi yaşam koçum oldu diyebilirim. Hayatımın en kilolu dönemi idi (şimdi gittiğim kursun ilk aşamasına gidiyordum ve düzen, yemek saatleri hak getire durumundaydım). Boyum 158 cm, o zamanlar kilom 66 olmuştu. Kulağa çok vahim gelmese de benim vücudum için gerçekten çok rahatsız edici hal almıştı. Nilay hocayla beraber süper bir beslenme programı ile beraber yüzme daha sonra koşuya başladım. Ciddi anlamda kısa sürede vücudum şekillendi. Günlük hareketler, saatli beslenme ve yoga derken 1 senede 13 kiloya veda ettim. Artık pantolonlarımı 38 beden alır hale geldim ki benim için büyük başarı idi. Yazın savsaklamam ile 56 kiloya çıktım ve ta taa hamile kaldım. İlk üç ay evde hiç hareket etmeden yatmama rağmen kilo almadan bitirmiştim ki son 4 haftada 3,5 (hatta belki 4) kilo alarak özüme döndüğümü fark etmiş oldum. Şimdi büyük panik başladı çünkü kilom karnımdan ziyade yine basen ve popoya doğru gidiyor! Yemek yemem çok düzenli, onunla ilgili sıkıntımız yok ki zaten hala Nilay hocayla beraber çalışıyoruz. Lakin hareketsizlik beni bitirdi. Şu an yüzme en büyük hayalim ama imkanlarım ona el vermiyor, evde yogaya başlıyorum. Uzun zaman yaptığım için aşinalığım yüksek ve gerçekten ba-na iyi gelen nadir alanlardan. O yüzden ilk tercihimi yogadan yana kullanıyorum. Yürüyüşlerime de yeniden başlamam gerekecek gibi. İki doktorum da 9-12 kilo arasında kalalım diyor, ama ben 15-16 kiloya razıyım yeter ki çok sapıtmayayım. Elimden geleni yapacağım fakat bu işte yapısal fak-törün çok etkili olduğunu biliyorum (aile geçmişim gebelerimizin aşırı kilo aldığını gösteriyor; 25 - 30 kilolar). Biraz da şans diyeceğim herhalde. 

Geçenlerde bir kitap tavsiyesi gördüm ve onu alıp ders aralarında okuyacağım. Eğer gerçekten verimli olursa tavsiye ederim ben de; Colleen Sell - Anneler ve Oğulları için Bir Fincan Huzur. İsmi benim çocukluğumda çok meşhur olan ‘Tavuk Suyuna Çorba Öyküleri’ni çok andırsa da içinden kritik bilgiler kapabileceğimi umuyorum. Erkek bebeklerle ilgili de daha fazla bilgi edilenebilirim böy-lece. Bu haftalık benden haberler böyle. 

Haftaya doktor kontrolüm var, yeni güzel haberlerle karşınızda olurum umarım.

Sevgiler,

Ezgi

7 Ocak 2017 Cumartesi

Ezgi'nin Hamilelik Günlüğü - 15. Hafta

Selamlar; 

14.haftayı büyük bir haberle kapatarak 15. haftaya merhaba demiş bulunuyorum. 14.haftanın son günü gittiğim doktor kontrolünde “oğlumu” görmüş olduk. Bu saatten sonra değişir mi bilmiyorum ama an itibari ile erkek annesi adayıyım ve bu benim için büyük bir haber. Nedenine gelmeden önce şunu söylemeden geçemeyeceğim, üç aydır ilk kez deliksiz bir uyku çektim. Ne tuvalete kalktım ne kabus gördüm ne de yok yere uyandım. Derin uykumu da yeni habere borçlu olduğumu düşünüyorum, tahminimin aksine ben bayağı bu cevabı bekliyormuşum yahu. Evet sevgili okuyucular benim oğlum oluyor :) 
Şimdi neden benim için büyük bir haber ona geleyim; Biz iki kızkardeşiz, ablam var. Kuzenlerimin çoğunluğunu kızlar oluşturuyor. Ailenin sayılı erkekleri ise benden hep büyük yani onların bebeklik ya da çocukluklarına dair pek bir anım mevcut değil. Uzun yıllar komşu çocuğu, aile dostunun çocuğu dışında yakınımda bebek olmadı, olanlar da hep kızdı. Son üç yıldır ise bebeklerle çok iç içeyim ve evet onlar da kız. Yeğenlerim kız, şefimin kızı oldu, kurstan arkadaşımın kızı oldu. Anlayacağınız kız bebeklere çok alışkınım. Özellikle yeğenlerimden, bakımlarına karşı da baya bilgiye sahibim. Kız bebeklerinin altını değiştirirken nasıl silinmeli, idrar yolu enfeksiyonuna karşı nasıl dikkat edilmeli, vajina yapışıklığı durumunda ne yapılmalı… Bunun gibi genelinde kız bebeklerine özgü bilgilere gayet sahibim. Ama erkek? İşte benim için büyük bir bilinmez ile karşı karşıyayım. O sebepten bende biraz panik havası hakim. 
Bu yazdıklarım yanlış anlaşılmasın, ilk başta da dediğim gibi oğlum olacağı çok heyecanlı ve mutluyum sadece duruma yabancıyım (yalnız bu yabancı olma durumu tamamen erkek bebeler ve çocuklar için geçerli, arkadaş olarak erkeklerle kısmen daha iyi anlaştığım kesin). Tabii ki pek çok şeyi yaşarken zaten öğreneceğim, annelik esas o zaman öğreniliyor (diyor herkes) ama benim gibi kontrolü elinde tutmayı seven (korkunç bir huy) bir insan için anlık paniğe neden olduğunu göz ardı edemeyeceğim. Özellikle sünnet konusu büyük bir bilinmez, faydalı mı değil mi? Artı eksi yapıldığında ne çıkacak, bu ülkede sünnetsiz bir çocuk olarak büyümek sıkıntı olmayacak mı? Zorunlu sünnet durumunda anestezi almalı almamalı mı? Hangi yaş aralığı gibi gibi… Benim için büyük ve çözülmesi gereken derya bir konu bu. Bunun gibi başka konuların da karşıma çıkacağına eminim. BYBO Grubu, makaleleri ve konulara dair araştırmam gerekenleri şimdiden not almaya başlamış bulunuyorum. Bundan sonrası bol okumalı günler… Geçenlerde takip ettiğim bir blogda şöyle bir yazı gördüm; ‘hep mi kumdan kaleler yapacağız?’. Bunu yazan bir erkek annesi idi ve evet kız çocukları ile yapılacak daha farklı şeylerden sanırım uzak olacağım. Keşfedilecek yepyeni bir alan var önümde, benim gibi ağır aktivite sporlarında çok zorlanan biri için değişik tecrübe olacağı kesin. Kim bilir belki oğlum da benimle yoga yapmayı sever ya da ben yaparken üstümden atlamayı dener göreceğiz :) 

Bu haftalık da benden bu kadar. Haftaya görüşmek üzere... Herkese huzurlu, sağlıklı ve barış dolu bir yıl diliyorum…

Ezgi

24 Aralık 2016 Cumartesi

Ezgi'nin Hamilelik Günlüğü - 14. Hafta

14. haftadan herkese selamlar,

Ben Ezgi. Normal şartlarda hamileliği öğrendiğim andan itibaren günlüğü açmak istiyordum lakin işler pek de beklediğimiz gibi gitmediği için biraz geçe kaldım, bu arada da gebeliğimin %33’ünü bitirmiş oldum. 

Ben sanırım ezelden beri çocuk istiyorum. Eğer bu bir içgüdü ise benim kulaklarımdan bile fışkırıyor olabilir, o denli yoğun hissettiğim bir sevgi var çocuklara karşı. Küçükken ne olacaksın sorusuna anne diye cevap veren bir çocuktum. Gerçi bir dönem prenses olacağıma emindim ama genelinde anne olmayı hep istedim. Anne olan prensese kadar varmıştı olay. Ciddi ciddi düşünme ve istemene faslına geldiğimde sadece istemekle kalmadım, çok okudum. Özellikle evlendikten sonraki tarih 2015’i gösterir. Ina May Gaskin, Gülnihal Bülbül gibi doğal doğumu anlatan ve destekleyen kişilerin kitaplarına eriştim öncelikle. Sanırım tersten başlamıştım işe ama doğum konusunda bilgisiz olmak en son istediğim durumlardan biri idi. Sezaryen olursam dünyanın sonu olmadığını ve gerekli yerde hayat kurtardığını biliyorum ama gereksiz yere olmak işte bu bence büyük bir sıkıntı. O nedenle çok okudum; yürümek, esnemek, merdiven in çık, perine masajları, kendimi bilgi ile donattım. Ablam 2014’te Türkiye’de normal, 2016’da Almanya’da doğal doğum yaptı ve ben aradaki farkı da öğrendim. Bizim ülkemizde en normal doğumda bile bir müdahale (epizyotomi, su kesesinin patlatılması, sun sancı gibi) neredeyse zorunlu hale gelmiş gibi, bir kez daha anladım. Buna da gayet razı olduğumu belirtmek isterim tabii.

Konuyu dağıtmadan ilerlemeyi başarırsam, eşimle (Adı Özgür, haftalar boyu eşim demekten kendimi ilk andan kurtarıyorum) bebek sahibi olma fikrine hazır hissettiğimiz zaman önümde bir sıkıntı mevcuttu. Genç kızlığımdan beri regl dönemleri düzensiz biri oldum hep. Bir ay 27 ise öbür ay 34, diğer ay 26 ise sonraki ay 36 günleri buldu. Bu da öyle 14.günde yumurtlarsın genellemesinden beni çok uzak tutuyordu. Konu ile ilgili farklı doktorlara gitsem de aynı cevabı aldım (ki bu cevabı daha çok duyacağız) yapısal. Bir sıkıntı yok ama durum böyle. Ben de blogun takipçilerinden biri olarak hemen ateş ölçme yöntemini okudum, öğrendim. İlk iki ay günlerimi ve tablomu çıkarttım ve ta-ta! günüm çok net ortada idi. Bir sonraki ay mutlu sona ulaşmıştık. Ekim’in ortalarında korkunç bir ağrı belimi, kasıklarımı ele geçirmişti. Canımın tatlı olmadığını baştan vurgulamak isterim, yastığı ısırır hale gelmiştim. Geceden randevu almış, sabah ilk iş doktora gidecektik. Fakat ağrım öyle bir raddeye gelmişti ki dış gebelik ihtimalini kendi içimde kesin görüyordum. Çevremde son yıllarda doğuran çok fazla yakınım vardı, hiçbiri de böyle bir ağrıdan bahsetmemişti. O korkunç internette arama hatasına başvurduğumda neredeyse tamam ölüyorum ben noktasına çoktan gelmiştim. 

Sabahı sabah ettik ve doktora geldik. Orada keseciğimi görünce, bir içim ısındı, tebessümüm arttı ama romantizme çok bağlayamadım çünkü ağrılarım beni öldürüyordu. Doktorum ve bir perina-tolog içeride bir kanama alanımın olduğundan bahsetti, ağrıları hem ona hem de nadiren bazı kadınların yapısal olarak rahim genişlemesini ekstra yoğun hissettiğine bağladı. Evet ben o "bazı kadınlar"dandım. Yaklaşık 4 hafta kadar yataktan neredeyse çıkamadım. Özgür ve en yakın arka-daşımlarımdan biri evden çalıştıkları için bana baktılar bolca. Ben sadece yattım. Bu arada bolca okudum ve okudum. BYBO Blogdaki tüm yazıları okudum, Emzirme Sanatı, Mahallenin En Mutlu Bebeği, Hamileliğinizin İlk Yılında Sizi Ne Bekler (ve devamı), grup içindeki neredeyse geçmişe doğru tüm soru ve sorunları okudum. Okumadığım zamanlarda ya uyudum ya da kafamı dağıtacak program-lar izledim ama hep yattım. İşe gitmeye karar verdiğim zamanlarda küçük çaplı iki kanamam oldu. Ağrılarım epey azaldı ama bu sefer de yatışım bu sebepten devam etti. 

Gel zaman git zaman birinci trimester böylece tamamlandı. İşe hala başlayamadım. Sanırım Ocak ayında gidebileceğim ama doktorum da ben de işi zorla-mama taraftarıyız. Göreceğiz demek istiyorum. Zaten hazırlanmam gereken çok büyük ve zorlu sınavlar (bu da başka haftanın konusu olsun) olduğu için evde kalmayı daha fazla tercih ediyorum yalan yok. Cuma günü randevum var heyecanla bekliyorum, her doktor randevusu ayrı bir macera oldu benim için. İşlerin yolunda gittiğini umuyorum bir de cinsiyeti öğrensek de büyük merak bitse :) 

Haftaya görüşmek üzere...

Ezgi

Bebek Yapım Bakım Onarım

Bebek Yapım Bakım Onarım